
''Sürdürülebilir Kalkınma İçin Kültürel Mirasına Sahip Çıkan Genç Kadınlar'' Projesi


Proje detayları için tıklayınız.

USKD Artık Global Compact Üyesi!
Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın DerneÄŸi (USKD) olarak, BirleÅŸmiÅŸ Milletler Küresel İlkeler SözleÅŸmesi (UN Global Compact) platformuna resmen katıldığımızı duyurmaktan
büyük bir gurur ve heyecan duyuyoruz.
Global Compact üyeliÄŸimizle birlikte; insan hakları, çalışma standartları, çevre duyarlılığı ve yolsuzlukla mücadele gibi temel evrensel ilkelere baÄŸlılığımızı bir kez daha taahhüt ediyoruz. Sürdürülebilir kalkınmayı kadınların öncülüÄŸünde gerçekleÅŸtirme hedefimiz doÄŸrultusunda, küresel iÅŸ dünyasıyla daha güçlü iÅŸ birlikleri kurmayı, toplumsal etkimizi artırmayı ve
gezegenimizin geleceÄŸine katkı sunmayı amaçlıyoruz.
Bu önemli adım, USKD’nin uluslararası düzeydeki etki alanını geniÅŸletirken, sürdürülebilirlik, toplumsal cinsiyet eÅŸitliÄŸi ve sosyal inovasyon konularındaki çalışmalarımıza
daha güçlü bir zemin hazırlıyor.
Daha adil, eÅŸit ve sürdürülebilir bir dünya için
birlikte çalışmaya devam edeceÄŸiz.
''BİR TÜR EKSİLİNCE DÜNYA EKSİLİR : BİYOÇEŞİTLİLİĞİN SESSİZ ÇIÄžLIÄžI''
DoÄŸanın kusursuz gibi görünen düzeni aslında rastlantısal deÄŸil, milyonlarca yıllık bir evrimin sonucu oluÅŸmuÅŸ dahiyane bir denge deÄŸil midir ?
Gezegenin her bir canlı türü görünmez bir iÅŸbirliÄŸiyle yaÅŸamı mümkün kılar. Denizdeki posidonyalar, algler ve yosunlar nefes aldığımız havayı saÄŸlarken; arılar ve diÄŸer tozlayıcı türler bitkilerin sürekliliÄŸini garantiler. Ormanlar yağış döngüsünü tetikler , bitkiler toprağı kavrayarak erozyonu önler, kıyı ekosistemleri fırtınaların ÅŸiddetini tamponlar. Tüm bu karmaşık iliÅŸkiler ağını biyoçeÅŸitliliÄŸe borçluyuz. En küçük bir türün yok olması bile bu zincirin bir halkasının kopması,düzenin bir yerinden bozulması anlamı taşır. DoÄŸada hiçbir tür "gereksiz" deÄŸildir ; her biri yaÅŸamın büyük bütününü omuzlayan kendi rolüne sahiptir. İnsanoÄŸlu da bu çeÅŸitliliÄŸin bir parçası olarak ortaya çıkmışken, zaman içinde kendini doÄŸadan ayıran, hatta doÄŸaya hükmetmeye çalışan bir varlığa dönüÅŸmüÅŸtür. GeliÅŸen teknolojiyle kendine yeni dünyalar yaratmış, bugün ise sanal bir gerçeklikte bile yaÅŸam alanları inÅŸa eder hâle gelmiÅŸtir.
Ancak insanın bu "yaratıcı yıkımı" doÄŸa üzerinde görülmemiÅŸ bir baskıyı da beraberinde getiriyor. Fosil yakıt tüketimi, kontrolsüz ÅŸehirleÅŸme, endüstriyelleÅŸme dalgası nüfus artışı ve buna eÅŸlik eden tüketim ve israf kültürü, gezegenin taşıma kapasitesini giderek daha çok zorluyor . Son 50 yılda küresel ekonomi dört katına, insan nüfusu iki katına, dünya ticareti ise 10 katına çıkmıştır..Tarım sektörü tatlı su tüketiminde başı çekerken, pestisitler ve kimyasallar su kaynaklarını kirletmekte; toprak verimliliÄŸi azaltmakta, endüstriyel balıkçılık balık stoklarını tüketmek te, ısınma deniz çayırlarını yok etmekte, yangınlar ormanları küle çeviri Bugün içinde bulunduÄŸumuz çağın iki büyük tehdidinin : İklim krizi ve biyoçeÅŸitlilik olduÄŸu ÅŸüphe götürmez. İklim deÄŸiÅŸikliÄŸi doÄŸal habitatları yok ederken, uyum saÄŸlayamayan türlerin kaybına sebep olmaktadır. Türlerin kaybı ise ekosistemleri zayıflatıp, iklim direncini azaltmaktadır.
İnsanların güvenli yaÅŸamını saÄŸlayan ve uzmanların belirlediÄŸi 9 gezegensel sınır'ın 6' sı günümüzde aşılmış durumda.
Zaman daralıyor ve kriz her geçen gün daha da derinleÅŸiyor. Ancak çözüm de yine aynı yerde : DoÄŸanın muazzam dengesi içinde. Bu düzeni anlamak, korumak ve ona uyumlu yaÅŸamak, yalnızca çevresel bir sorumluluk deÄŸil; insanlığın kendi geleceÄŸini koruma mücadelesidir. Vakit çok geç olmadan harekete geçme zamanıdır....
Yazan: Irmak Nural USKD -Yönetim Kurulu Üyesi


17 AMAÇ


